Aramak için yazmaya başlayın...
Demirtepe'de Bayram: Ağaçlara Kurulan Salıncaklar ve Gece Şenlikleri - demirtepe.net

Demirtepe'de Bayram: Ağaçlara Kurulan Salıncaklar ve Gece Şenlikleri

Güncelleme Tarihi: 8 Kasım 2024 - 21:33

Köyde bayram, koca bir yılın özleminin tek güne sığmasıydı: el öpülen ziyaretler, köyün en büyük ağaçlarına kurulan salıncaklar ve akşamları her gece başka bir evde toplanan şenlikler. Genç kızlar ve kadınlar darelerle türkü söyler, oynardı. Cahide Dursun Akbaş'ın hatıraları.

Demirtepe'de Bayram: Ağaçlara Kurulan Salıncaklar ve Gece Şenlikleri
Yazan
Cahide Dursun Akbaş
Konu
Köyde geçirilen bayramlar — ziyaretler, salıncaklar ve gece şenlikleri
Niteliği
Kişisel hatıra

Babamın bayram sabahı “Hazırlanın, köye gidiyoruz” demesi çocukluğumun en unutulmaz anlarındandı. Köyde bayram, koca bir yılın özleminin tek güne sığmasıydı: aile ziyaretleri, ağaçlara kurulan salıncaklar ve akşamları evlerde toplanan şenlikler.

Bu sayfada gri zeminli kutular demirtepe.net tarafından sonradan eklenmiştir; yazarın metnine ait değildir.


Köye Varış

Babamın o sözleri duyulur duyulmaz kalbimde sıcacık bir mutluluk filizlenirdi.

Demirtepe'ye vardığımızda eski taş evlerin ve büyük gövdeli ağaçların altındaki köy meydanında toplanan insanları görmek bana her zaman tarifsiz bir huzur verirdi.

Aile büyüklerimizi ziyaret etmek bizim için kutsal bir ritüeldi. Dede ve ninelerimizin ellerini öper, yüzlerindeki gülümsemeyi görmek için sabırsızlanırdık.

Bayram harçlıkları ve renkli şekerlemeler bizim dünyamızda bayramın vazgeçilmezleriydi.

Bayram şekeri nereden geliyordu?

Köyde bayram alışverişinin belli bir adresi vardı. Caminin altındaki arsada bakkallık yapan Fehim Demiralay'ın dükkânı bayram günlerinin vazgeçilmeziydi.

Bayram öncesi köy halkı sıraya girer, şeker ve çikolata dolu torbalarla evine dönerdi. Köyün eski bakkalları


Bayram Yeri

Aile ziyaretleri bitince kuzenimle birlikte soluğu köy meydanında alırdık.

Meydanda kurulan salıncaklar çocukluğumuzun en büyük mutluluğuydu. Köyün en büyük, en heybetli ağaçlarına salıncaklar kurulur; genç kızlar süslü kıyafetleri içinde sallanır, kahkahalar gökyüzüne karışırdı.

Ayaklarımız yerden kesilirken hissettiğimiz o özgürlük duygusu, köyde çocuk olmanın en güzel yanlarındandı.

Bayram yeri yalnızca bir eğlence alanı değildi. Ailelerin ve dostların buluştuğu bir yerdi. Biz çocuklar ip atlar, top oynar, arada büyüklerin arasına karışıp hikâyelerini dinlerdik.


Gece Şenlikleri

Güneş battığında köyde başka bir heyecan başlardı. Evlerde düzenlenen bayram şenlikleri bayramın bir diğer olmazsa olmazıydı.

Her gece başka bir evde buluşulur, köyün genç kızları ve kadınları ellerinde darelerle türkü söyleyip oynardı.

Darelerin ritmi kalpleri birleştirir, eski türküler köy evlerinin duvarlarında yankılanırdı. Dışarıdan gelen ayna ışıklarıyla loş bir atmosfer yaratılır, genç kızların yüzleri bu ışıklarla parıldardı.

Türkülerin her biri aslında birer hikâyeydi. Anlattıkları hayatlar, acılar ve sevinçler bize geçmişten birer armağandı. Sözleri anlamasak bile duygusu bize dokunurdu.

“Dare” nedir?

Dare, elde çalınan çerçeveli bir davuldur; Türkiye'nin çoğu yerinde def ya da tef denir. Rumeli ve Balkan Türkçesinde dare ya da daire biçimiyle bilinir.

Bu, arşivde karşılaştığımız yedinci yerel söyleyiştir: ayçiçeği için günebakan, sundurma için hayat, at arabası için payton, buğday deposu için mağaza, iki hamur işi için pesmet ve dızmana, ve şimdi dare.

Sözcüklerin hepsi aynı yerden geliyor: köyü kuran ailelerin Dobruca'dan getirdiği dilden.

“Ayna ışıkları” ne olabilir?

Anlatıda geçen “dışarıdan gelen ayna ışıkları” ifadesi, elektrik öncesi aydınlatmaya işaret ediyor olabilir.

Köyde şebeke elektriği ancak 1970'lerin ortasında geldi. Ondan önce evler gaz lambası, lüks ve idare ile aydınlanıyordu. Bu lambaların bir kısmı, ışığı odaya yansıtan aynalı arkalıklarla duvara asılırdı. Modernleşme yazısı

Anlatılan loş ve parıltılı atmosfer, böyle bir aydınlatmayla örtüşmektedir.


O Yıllar

Bayram sabahları mis gibi kokan ekmekler, gözlerindeki sevgi ve şefkatle bizi karşılayan ninelerimiz, dedelerimiz.

Bu yılların ne denli değerli olduğunu büyüdükçe, hayatın karmaşası içinde kayboldukça daha iyi anladım. Çocukken bize sıradan gelen bu bayramlar, aslında hayatımızın en saf anlarıymış.

Bayram demek sadece yeni kıyafetler, şekerler ve harçlıklar değildi. Aileye duyulan sevgi, komşularla paylaşmak, dostlarla bir arada olmak demekti.

Bazen düşünürüm, şanslıymışız. Çünkü bayramları gerçekten bayram gibi yaşamışız.

Cahide Dursun Akbaş


Bayramda dönenler

Bu anlatının başlangıcı — babanın “köye gidiyoruz” demesi — köyün son elli yılına dair bir olguyu da kaydediyor.

Köyden İstanbul, Çorlu ve Çanakkale'ye giden ailelerin çoğu bağını koparmadı. Yaz aylarında ve bayramlarda köye dönüldü; o dönemlerde köy nüfusu birkaç katına çıktı.

Yani buradaki bayram anlatısı, köyde yaşayan bir çocuğun değil, bayramda köye dönen bir çocuğun anlatısıdır. Köyün kalabalık göründüğü günler, tam da bu dönüşlerin olduğu günlerdir. Köy üzerine

Köyün ilk yıllarına dair gazete kayıtları için: Demirtepe Basın Arşivi

YORUMLAR 0

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!